24 Nisan 2026 Cuma
Kocaeli'de Uyuşturucu Ticaretinden Aranan Hükümlü Yakalandı
TESCİLLİ DEĞERİMİZ VAR, NEDEN BAHÇEMİZ YOK? KARTEPE’YE BOTANİK YAKIŞIR!
MHP Kocaeli’de Teşkilat Neşteri: 3 İlçede Yeni Dönem Başladı!
Büyükakın, Kocaelispor’un 60. yılını kutladı
En fazla kızaran takım Antalyaspor! Tam 5 futbolcu....
Kocaeli’nin tanınmış eğitimcilerinden ve gazeteci Beyhan Korkmaz, 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü vesilesiyle kaleme aldığı değerlendirmesinde, tiyatronun baskılara karşı bir direniş dili olarak doğuşunu ve çocuk gelişimindeki hayati rolünü anlattı.
Eğitimci kimliğiyle toplumsal meselelere duyarlılığıyla bilinen Beyhan Korkmaz, tiyatronun sadece bir sahne gösterisi değil, insan ruhunun en özgür ifade alanı olduğunu belirtti. Tarihsel bir perspektifle günümüze ışık tutan Korkmaz, pandomim sanatının doğuş hikayesi üzerinden “düşünce özgürlüğü” vurgusu yaptı.
Beyhan Korkmaz, antik çağlarda sanatın üzerindeki baskıların nasıl yeni bir anlatım biçimi doğurduğunu şu sözlerle aktardı:
“Antik Yunan’da, düşüncelerini özgürce ifade etmek isteyenlerin sığınağı tiyatroydu. Ancak baskıcı yönetimler tiyatroyu yasakladığında, insanoğlu pes etmedi. Sözün yasaklandığı o karanlık dönemde, düşünceler bedenin diliyle anlatılmaya başlandı. İşte Pandomim, tam da bu susturulma çabasına karşı verilmiş en yaratıcı cevaptır. Bu bize öğretir ki; gerçek düşünce ve ifade özgürlüğü hiçbir yasakla zincirlenemez.”
Bir eğitimci olarak tiyatronun pedagojik faydalarına dikkat çeken Korkmaz, sanatın çocuk ruhundaki iyileştirici gücüne değindi. Çocukların tiyatroya özendirilmesinin bir “kendini keşif yolculuğu” olduğunu savundu:
“Bir öğretmen olarak gözlemlediğim en kıymetli değişim; çekingen bir çocuğun sahne tozunu yuttuğunda devleşmesidir. Tiyatro, çocuğa ‘ben buradayım ve değerliyim’ dedirtir. Kendi potansiyelini sahne üzerinde keşfeden çocuk, hayatta da özgüvenli ve sorgulayan bir birey olur. Tiyatroya yönlendirilen her çocuk, aslında özgür düşüncenin gelecekteki teminatıdır.”*
Tiyatronun insan ruhuna olan faydalarına da değinen Korkmaz, modern dünyanın stresi içinde sanatın bir rehabilitasyon merkezi olduğunu belirtti. Mesajını şu sözlerle tamamladı:
“Sahne, ömrünü bu tozlu perdelere adamış gerçek sanatçılarındır. Biz eğitimcilerin görevi ise o sahneleri anlayacak, sanata değer verecek ve özgür düşüncenin kıymetini bilen nesiller yetiştirmektir. Tüm tiyatro emekçilerinin ve sanatı ruhunda hisseden herkesin Dünya Tiyatrolar Günü’nü kutluyorum. Özgür düşüncenin sahnesi hiç kapanmasın!”