• Gizli Footer
  • Gizli Footer
  • Gizli Footer
  • Gizli Footer
  • Gizli Footer
  • Gizli Footer
Eğitimci Yazar Beyhan Korkmaz

Eğitimci Yazar Beyhan Korkmaz

05 Eylül 2026 Cumartesi

Kocaeli’nin Gri Duvarları Sanatla Renklendi: Kentin Değerleri Sokaklara Taşınıyor

Kocaeli’nin Gri Duvarları Sanatla Renklendi: Kentin Değerleri Sokaklara Taşınıyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kocaeli’nin Gri Duvarları Sanatla Renklendi: Kentin Değerleri Sokaklara Taşınıyor

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, hayata geçirdiği renkli grafiti çalışmalarıyla kentin estetik görünümüne ve kent kimliğine yeni bir soluk kazandırıyor. Yoğun kullanılan noktalardan prestijli caddelere, ulaşım ağlarından sosyal yaşam alanlarına kadar geniş bir alanda uygulanan projede; Kocaeli’nin tarihi, kültürel ve doğal zenginlikleri duvarlara yansıtılıyor.

Gri Duvarlar Sanat Eserine Dönüşüyor

Şehrin simgelerini ve kente özgü değerleri modern grafik tasarımlarla buluşturan çalışmalar, gri ve sıradan duvarları adeta birer açık hava sanat galerisine çeviriyor. Renkli kompozisyonlar kentin dinamik karakterini gözler önüne sererken, hem vatandaşlardan hem de şehri ziyaret edenlerden büyük ilgi görüyor.

Büyükşehir Belediyesi, kamusal alanları sanatla buluşturan bu hamleyle kentsel estetik değerini artırırken, sokak sanatının yaratıcı yüzünü şehir yaşamının kalıcı bir parçası haline getiriyor.

Grafiti Nedir ve Neden Desteklenmelidir?

Kökeni antik dönem duvar yazılılarına kadar uzanan, modern anlamda ise 1960’ların sonunda sokaklarda bir ifade biçimi olarak doğan grafiti; sprey boya, şablon ve markerlar kullanılarak kamusal veya özel alanlardaki yüzeyler üzerine yapılan görsel bir sokak sanatıdır. Uzun yıllar boyunca önyargılarla karşılanan bu sanat dalı, günümüzde dünyanın dört bir yanında belediyelerin desteklediği meşru ve çağdaş bir iletişim aracı olarak kabul görmektedir.

Yerel yönetimlerin sokak sanatını desteklemesi şu açıdan büyük önem taşıyor:

  • Gri Alanlara Hayat Verir: Kentlerin betonlaşan, tekdüze ve gri yapısını kırarak şehre estetik bir dinamizm ve renk katar.

  • Estetik Değer Katar: Atıl kalmış, bakımsız yüzeylerin nitelikli eserlerle donatılması bölgenin görünümünü iyileştirir.

  • Genç Yetenekler İçin Alan Açar: Sokak sanatçılarına kendilerini yasal ve güvenli bir zeminde ifade etme fırsatı sunar.

  • Kent Kimliğini Güçlendirir: Şehrin tarihini ve kültürel kodlarını modern bir dille yansıtarak aidiyet duygusunu artırır.

Bir Öneri: Kocaeli Neden Bir “Grafiti Festivali”ne Ev Sahipliği Yapmasın?

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin attığı bu değerli adımlar, şehrin vizyonu açısından umut verici. Peki bu vizyonu bir adım öteye taşıyıp geleneksel hale gelecek ulusal ya da uluslararası bir “Kocaeli Sokak Sanatları ve Grafiti Festivali” ile taçlandırılamaz mı?

Türkiye’nin dört bir yanından ve hatta dünyadan usta sokak sanatçılarının Kocaeli’de buluşacağı; atıl kamusal alanların, alt geçitlerin ve uygun duvarların canlı performanslarla sanat eserlerine dönüşeceği bir festival; şehri kültür-sanat turizminde bambaşka bir noktaya taşıyacaktır. Üstelik bu tür organizasyonlar, gençlerin sanata olan ilgisini artırırken şehre enerjik, modern ve yenilikçi bir kimlik kazandırır. Kocaeli, sanatı sokağa taşıyan bu hamleyi bir festivalle taçlandırarak adından sıkça söz ettiren bir “sanat ve tasarım kenti” olabilir.

Devamını Oku

Ekran Başı Kestirme Hayaller: Bilişim Suçlarının ve Dijital Tuzakların Yol Haritası

Ekran Başı Kestirme Hayaller: Bilişim Suçlarının ve Dijital Tuzakların Yol Haritası
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ekran Başı Hayaller ve Dijital Tuzaklar

Son dönemde emniyet ve jandarma bültenlerinde en çok rastladığımız haber başlığı ne biliyor musunuz? “Bilişim sistemlerini kullanarak dolandırıcılık yapan şahıs yakalandı.” Rakamlar 10 yıldan, 15 yıldan başlıyor.

Peki, bu haberleri okuyup geçmek yeterli mi? Birkaç gün sonra bir yenisi eklenecek. Asıl mesele, cezaevine gönderilen şahısların ötesinde; bu mekanizmanın neden bu kadar hızla ürediği ve toplumun neden bu kadar kolay kurban seçilebildiğidir.

Bugün gençlerimizin büyük bir kısmı saatlerini bilgisayar başında geçiriyor. Herkes “bilgisayar mühendisi”, “yazılımcı” ya da dijital bir alanda kısa yoldan köşe dönme derdinde. Üretmeden, emek vermeden, sadece bir tıkla büyük paralar kazanma hayali ne yazık ki eğitim sistemimizin ve toplumsal değerlerimizin boşalttığı alanları dolduruyor. Etik ve değerler eğitiminden yoksun, sadece “başarıyı kazanılan parada gören” bir anlayış, gençlerimizi dijital dünyanın suç şebekelerine veya illegal kestirmelerine sürüklüyor.

Madalyonun diğer yüzünde ise vatandaş var… Okullarımızda bilgisayar kullanmayı öğretiyoruz ama dijital okuryazarlığı, eleştirel düşünmeyi ve sorgulamayı öğretmiyoruz. Gelen bir mesaja, telefondaki bir vaade, ekrandaki süslü bir reklama sorgulamadan inanan, “kestirmeden kazanç” vaadine kanarak birikimini kaptıran yüz binlerce insanımız var.

Ceza artırarak sadece sonuçla mücadele edersiniz. Asıl çözüm; okullara siber güvenlik ve etik derslerini getirmek, gençlere üretimin ve emeğin kıymetini öğretmek, topluma ise “sorgulama” alışkanlığı kazandırmaktır.

Bilgisayar başındaki her gencin ideali kestirmeden zengin olmak değil, ülkesine ve geleceğe değer katmak olduğu gün bu haber bültenleri de son bulacaktır.

Beyhan KORKMAZ / Eğitimci – Gazeteci

Devamını Oku

GÖRÜNMEYEN YARA: TOPLUMSAL ZORBALIK

GÖRÜNMEYEN YARA: TOPLUMSAL ZORBALIK
0

BEĞENDİM

ABONE OL

HER TÜRLÜ ŞİDDETE DUR DE!

“Siyasetteki ayrıştırıcı dilden tribünlerdeki öfkeye, okullardaki akran zorbalığına kadar her alanda şiddet yayılıyor. Şiddet sadece fiziksel değildir!”

Okullarda, rehberlik servislerinde ve evlerde en çok konuştuğumuz konulardan biri “akran zorbalığı”. Çocuklarımıza empatiyi, nezaketi ve arkadaşlarını olduğu gibi kabul etmeyi anlatıyoruz. Peki, biz yetişkinler bu dersin neresindeyiz?

Bir çocuğa “arkadaşını dışlama, fikrine saygı duy” derken, kendimiz hayatın ortasında acımasızca zorbalık yaparken bizi duymadıklarını mı sanıyoruz?

Siyasetteki “Hain” Dili ve Büyüyen Şiddet Sarmalı

Zorbalık sadece okul koridorlarında arkadaşını itişip kakışmak değildir. Bizim dünyamızda kılık değiştirir:

  • Siyasi Ötekileştirme: Farklı düşüneni tek cümleyle “hain” ilan edip hedef göstermek,

  • Tribün Holiganlığı: “Taraftarlık” kılıfı altında rakibe ve hakeme nefret kusmak,

  • Trafik ve Sosyal Medya Linçleri: Direksiyon başında küfretmek, klavye arkasından insanları linç etmek…

Geçtiğimiz dönemlerde hafızalarımıza kazınan trajik okul saldırılarını ve akran şiddeti vakalarını hatırlayalım. Hiçbir şiddet bir günde doğmaz. Ekranda siyasetçilerin birbirine savurduğu nefret dili, stadyumdaki holiganlık ve sokaktaki öfke birikerek devasa bir şiddet sarmalına dönüşüyor.

Çocuk Söyleneni Değil, Gördüğünü Kopyalar

Çocuklar kulaklarıyla değil, gözleriyle öğrenirler. Biz saatlerce “zorbalık kötüdür” nutuğu atsak da; akşam haber izlerken farklı düşünen birini “hain” diye yaftaladığımızda çocuğun zihnine tek bir şey kazınır: “Benden olmayan düşmandır.”

Sonra da şaşırıyoruz; “Bu çocuk okulda arkadaşına neden baskı yapıyor?” diye.

Çözüm Aynada Başlıyor

Zorbalıkla mücadele okuldaki broşürlerle değil; evimizin salonunda, stadyum koltuğunda ve direksiyon başında başlar. Çocuklarımıza merhametli ve adil olmayı öğretmek istiyorsak, önce dürüstçe aynaya bakıp şu soruyu sormalıyız: “Ben bugün kime zorbalık yaptım?”

Devamını Oku

Okullar Açılıyor, Sahalar Yetişecek mi?

Okullar Açılıyor, Sahalar Yetişecek mi?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Eylül geldi, okulların açılmasına sayılı günler kaldı. Öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz ve velilerimiz yeni eğitim-öğretim yılına hazırlanırken kentin dört bir yanında da tatlı bir telaş var.

Geçtiğimiz günlerde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin okul bahçelerine basketbol ve voleybol sahaları kazandırma projesi basına yansıdı. Derince, İzmit, Kartepe gibi birçok ilçede okul bahçelerinin asfaltlandığı, akrilik zemin kaplamalarının yapıldığı ve spor alanları oluşturulduğu duyuruldu. Çocuklarımızın sporla büyümesi, bahçelerde güvenle koşturması şüphesiz hepimizin ortak temennisi. Bu yönüyle projeyi takdir etmek gerek.

Ancak ortada ciddi bir zamanlama ve planlama sorunu duruyor.

Üç koca yaz ayı boyunca okul bahçeleri tamamen boşken, bu çalışmaların okulların açılmasına son birkaç gün kala hız kazanması anlaşılır gibi değil. Üstelik birçok okulda çalışmalar hâlâ tamamlanmış değil; asfalt serimi, zemin kuruması, boya ve çevre düzenlemesi devam ediyor.

Şimdi sormak gerekiyor: Yaz boyunca neredeydik?

Eğitimci gözüyle bakıldığında, okul açıldığı gün bir çocuğun karşılaşacağı ilk şey şantiye ortamı, iş makineleri ya da kurumamış akrilik zemin kokusu olmamalıdır. İş makinelerinin okul bahçesinde cirit attığı bir ortamda güvenlik riski oluşur. Teneffüse çıkan çocuğun toz, toprak ve inşaat malzemeleri arasında koşması kabul edilemez.

Belediyelerimizin hizmet üretmesi kıymetlidir; ama bu hizmetlerin takvimi, okulların açılış tarihine göre planlanmalıdır. Son dakikaya sıkıştırılan işlerde hem kalite düşer hem de mağduriyeti öğrenciler yaşar.

Umarız okul zili çaldığında tüm sahalar eksiksiz, temiz ve çocuklarımız için güvenli hale getirilmiş olur. Bizler kentteki kamuoyunun ve çocuklarımızın hakkını savunmak adına sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.

 Eitimci Yazar  Beyhan Korkmaz

Devamını Oku

SANTRAL RAMPASI: 20 GÜNDE TAMAMLAYABİLECEĞİNİZ BİR İŞ İÇİN 17 YIL BEKLENİR Mİ?

SANTRAL RAMPASI: 20 GÜNDE TAMAMLAYABİLECEĞİNİZ BİR İŞ İÇİN 17 YIL BEKLENİR Mİ?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

SANTRAL RAMPASI: 20 GÜNDE TAMAMLAYABİLECEĞİNİZ BİR İŞ İÇİN 17 YIL BEKLENİR Mİ?

Bu kentte yaşamak, sadece havasını solumak değil; yapılan yanlışlara, tehir edilen sorumluluklara ve kentin göz göre göre maruz kaldığı tehlikelere ses çıkarmak demektir. Çünkü kentin hakkını savunmak, herhangi bir unvanın ötesinde bu şehirde yaşayan herkesin ortak sorumluluğudur.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, geçtiğimiz günlerde İzmit’in en riskli ulaşım hatlarından Gazanfer Bilge Bulvarı’nı (Santral Rampası) 17 yıl aradan sonra baştan aşağı yenilediğini duyurdu. Paylaşılan bilgilere göre 20 Temmuz’da başlayan altyapı, kazı ve asfaltlama çalışmaları iki etap halinde yürütüldü ve 10 Ağustos’ta, yani sadece 20 günde tamamlandı.

Şimdi servis edilen bülteni önümüze koyup bir icraat başarısı gibi okumamızı bekliyorlar. Fakat bu kentin hafızasını yok sayamazsınız. Tam bu noktada durup o çok ağır soruyu sormak zorundayız:

Madem bu rampayı yenilemek ve güvenli hale getirmek topu topu 20 günlük bir işti; 17 yıl boyunca bu kent insanına neden ölüm korkusu yaşattınız?

O rampadan aşağı inerken freni patlayan kamyonları, kontrolden çıkıp dehşet saçan otobüsleri, devrilen araçları bu kent unutmadı. O eğimde yitip giden canları, sac yığınları arasında kalan hayatları, ocaklara düşen ateşleri dün gibi hatırlıyoruz.

Yıllarca o yolda feci kazalar yaşanırken, insanlar can verirken, altı üstü 20 gün sürecek bir çalışmayı başlatmak için 17 yıl boyunca kaç hayatın kararmasını beklediniz? Hiç mi vicdanınız sızlamadı? İnsan hayatını doğrudan ilgilendiren bir noktada 17 yıl boyunca bekleyip, ardından 20 günde biten işi “büyük değişim ve hizmet” diye sunmak ağır bir kentsel ihmalin itirafıdır.

Üstelik mesele sadece yola asfalt dökmekle de kapanmıyor:

  • Zemini kazıdınız ama o tehlikeli eğim hâlâ orada duruyor. Yarın yine bir tonajlı aracın freni patladığında felaketi önleyecek fiziksel kaçış rampaları yapıldı mı?

  • Kontrolden çıkan bir aracı durduracak dinamik güvenlik sistemleri kuruldu mu?

  • Yoksa 17 yıllık ihmalin üzerini sadece kaliteli bir asfaltla örtüp konuyu kapatmayı mı planlıyorsunuz?

Bu kentin yollarını güvenli kılmak kamu kurumlarının vatandaşa bir lütfu değil, asli görevidir. Geç kalmış bir altyapı çalışmasının arkasına sığınılamaz; 17 yılın ve çekilen korkuların hesabı unutulmaz.

Vesileyle, 17 yıl boyunca bu rampada yaşanan elim kazalarda hayatını kaybeden tüm hemşehrilerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına bir kez daha sabır diliyoruz. Dileriz ki atılan bu adım son olur ve aynı acılar bir daha bu kentte yaşanmaz.

Araştırmacı Eğitimci Yazar Beyhan Korkmaz

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.