Son günlerde peş peşe gelen siber operasyon haberleri, suç dünyasının artık sokak aralarından çıkıp tamamen dijital ekranlara, hatta evlerimizin içine kadar sızdığını acı bir şekilde yüzümüze vuruyor. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 18 ilde gerçekleştirdiği son operasyonlar; yasa dışı bahis ağlarından çocuk müstehcenliğine, nitelikli dolandırıcılıktan sanal kumar çetelerine kadar geniş bir yelpazede koca bir neslin nasıl ateşe atıldığını net bir şekilde gösteriyor.
Peki, asıl mesele sadece operasyon yapıp şüphelileri yakalamak mı? Elbette güvenlik güçlerimiz ve MASAK harika bir iş çıkarıyor, kahraman polislerimizi tebrik ediyoruz. Ancak bir eğitimci ve çevreci olarak gerçeğin tam ortasında durmak zorundayız. Çünkü bu dijital kirlilik, sadece sanal bir veri tabanı meselesi değil; doğrudan toplumsal düzeni, huzuru ve en önemlisi çocuklarımızın hayatını zehirleyen bir alan halini aldı.
Bugün sokaklarımız nasıl atıklarla, çevre nasıl hoyratça kirletiliyorsa; toplumsal yaşam alanımız da yasa dışı bahis reklamlarıyla, sanal kumar çeteleriyle ve zehirli dijital içeriklerle kuşatılmış durumda.
Sosyal medya platformlarında gencecik insanlara “kolay yoldan köşe dönme” hayalleri satılıyor. Dijital ağlar, organize suç örgütlerinin ve dolandırıcıların avlanma sahasına dönüşmüş durumda. Yapay zeka destekli denetimler binlerce hesabı yakalıyor yakalamasına ama mesele sadece sonuçları temizlemek değil; kaynağı kurutmak.
Bir eğitimci olarak sahadan gözlemlediğim en büyük eksiklik, çocuklarımızın ve gençlerimizin bu dijital kurt kapanına karşı yeterli bilinçten yoksun olması. Okullarımızda hâlâ ezberci bir sistemle ilerlerken, çocukları siber dolandırıcıların, yasa dışı bahis baronlarının psikolojik tuzaklarına karşı koruyacak refleksleri kazandıramıyoruz.
Yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve eğitimciler olarak el ele verip bu alanda somut adımlar atmadığımız sürece, bu operasyonlar sadece geçici birer teselli olarak kalır. Çocuklarımızı bu sanal bataklıktan kurtarmanın yolu; onları nitelikli eğitimle, sporla, sanatla ve gerçek hayatın üretkenliğiyle buluşturmaktan geçiyor.
Ekranları kilitlemek tek başına bir çözüm değil. O ekranların arkasındaki boşluğu anlamlı, güvenli ve gerçek bir yaşamla doldurmak zorundayız. Geleceğimizi bu dijital kirliliğe kurban etmemek için hepimize sorumluluk düşüyor.
Araştırmacı Eğitimci Yazar Beyhan Korkmaz
BASIN BÜLTENİ
13 gün önceHABERLER
14 gün önceÇEVRE
17 gün önceBASIN BÜLTENİ
17 gün önceBASIN BÜLTENİ
18 gün önce
1
Trump’tan seçim sonrası ilk mülakat
2
Avusturya başbakanı Sebastian Kurz ile ilgili bilinmeyenler
3
Salıcı’dan Atina’ya “Hukuk” Uyarısı: “Oldubittiyle Alınacak Yol Yoktur”
4
Putin’den Ermenistan’ı yıkan açıklama: Karabağ Azerbaycan’ın ayrılmaz bir parçasıdır!
5
Kıvanç Tatlıtuğ’dan evliliğine dair çok çarpıcı röportaj.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.