Son günlerde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin gururla duyurduğu bir projeyi takip ediyoruz: “e-yaren”. Nesnelerin İnterneti (IoT) tabanlı akıllı bileklikler sahaya iniyor. Akıllı Şehir vizyonu, dijital dönüşüm, yapay zekâ, dijital ikiz… Terimler havada uçuşuyor, kulağa ne kadar da fütüristik ve havalı geliyor değil mi?
Bültenlere bakarsanız, projenin tek bir kutsal amacı var: Sahada yalnız çalışan personelin can güvenliğini korumak. Kalp ritmi hızlanırsa, personel yere düşerse ya da SOS butonuna basarsa merkez anında müdahale edecek. Kağıt üzerinde muazzam bir iş sağlığı ve güvenliği devrimi.
Ancak bir eğitimci, bir çevreci ya da sadece sorgulayan bir vatandaş olarak madalyonun arkasını çevirdiğimizde karşımıza çok daha derin, biraz da ürkütücü bir tablo çıkıyor.
Biz bu teknolojik hamleye gerçekten “güvenlik kalkanı” mı demeliyiz, yoksa emeğin üzerine takılmış modern bir “dijital kelepçe” mi?
Belediyenin resmi metnindeki o satır arası, aslında niyetin sadece “sağlık” olmadığını açıkça itiraf ediyor: “İkinci bir personel görevlendirme ihtiyacı azalıyor, operasyonel maliyetlerde tasarruf sağlanıyor.”
Bunun Türkçesi şudur: Eskiden güvenlik ve iş yükü nedeniyle iki kişinin yapması gereken iş, artık teknolojiye güvenilerek tek bir işçinin sırtına yükleniyor. İşçi sahada yalnızlaştırılırken, bileğindeki cihazla attığı her adım, durduğu her saniye, hatta kalbinin atış hızı bile merkezden dikizleniyor.
Evet, KVKK deniyor, veriler şifreleniyor deniyor… Yasallık kılıfı bir şekilde uydurulur. Peki ya bu durumun çalışanda yarattığı psikolojik baskı? Gün boyu “izleniyorum” hissiyle, tuvalete gittiği sürenin bile bir algoritmaya veri olarak akacağını bilerek çalışan bir insanın iş huzuru kalır mı? Atalarımızın “Emanetin bağrına bıçak kar etmez” dediği cinsten, teknoloji burada bir koruyucu değil, amirin elinde bir “demokles kılıcı” haline gelme riski taşıyor.
İşin bir de “büyük veri” (Big Data) boyutu var. Sahadaki yüzlerce personelin canı, Kocaeli’nin “Dijital İkiz” projesine veri besleyen birer akıllı sensöre dönüştürülüyor. Kamu kaynaklarının verimli yönetilmesi, israfın önlenmesi elbette her çevrecinin ve vizyoner vatandaşın destekleyeceği bir şeydir. Ancak sürdürülebilirlik ve verimlilik, insanın “özgürlük ve mahremiyet” alanını tamamen yok ederek inşa edilemez. Teknoloji, insanı köleleştirmek için değil, özgürleştirmek için bir araç olmalıdır.
Eğer bu akıllı bileklikler yarın bir gün personelin performans notunu düşürmek, sendikal hak arayışlarını baskılamak ya da “Bugün çok duraklamışsın” diye mobbing uygulamak için kullanılırsa, işte o zaman akıllı şehirler birer dijital hapishaneye dönüşür.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin teknolojik vizyonunu takdir etmekle birlikte, sahadaki emekçinin “izlenme anksiyetesi” yaşamasına izin verilmemelidir. Teknoloji insanı korumalıdır, kuşatmamalıdır.
Soruyoruz: Yarın bir gün bu sistem yüzünden “Sürekli gözetleniyoruz, insani reflekslerimiz bile denetleniyor” diyen bir işçi sendikası sesini yükseltirse, belediye o çok övündüğü yapay zekâsıyla bu insani krizi çözebilecek mi?
Çünkü unutmayalım; en akıllı şehir, teknolojisi en yüksek olan değil, içinde yaşayan insanı en mutlu ve huzurlu olan şehirdir.
Eğitimci , Araştırmacı-Yazar Beyhan KORKMAZ
BASIN BÜLTENİ
13 saat önceGÜNDEM
15 saat önceBASIN BÜLTENİ
2 gün önceEĞİTİM
6 gün önceGÜNDEM
21 gün önce
1
Salıcı’dan Atina’ya “Hukuk” Uyarısı: “Oldubittiyle Alınacak Yol Yoktur”
2864 kez okundu
2
Kartepe’de Lezzet Devrimi: Ali Baba Çorba Kebap Salonu
716 kez okundu
3
🌿 Kocaeli’de Temiz Su ve Ormansızlaştırma Paneline Davet
525 kez okundu
4
RESMİ BELGELER İTİRAF ETTİ: KOCAELİ’NİN DAMARLARI ÖZELLEŞTİRME KAPSAMINDA!
386 kez okundu
5
Bakan’ın “İlgisi Yok” Dediği Binayı Metro Yıkmış!
382 kez okundu
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.